Kurtlar vadisi dizisi aksiyon gerçeğini yeniden gündeme getirdi. Maalesef çatışmalarda ve kavgalarda İbrahim Bozkurt, Yadigar Ejder gibi isimleri mumla arıyor olsak da Kurtlar Vadisinde aksiyon dozajı diğer örneklere göre daha fazla.
"Ah birde şu figüranlar güzel ölmeyi becerebilse dizide" desekte zamanla öğrenecekler sanırım. Dizinin karakter analizine gelince benim için dizinin kilit ismi Süleyman Çakırı oynayan Oktay Kaynarca idi. Ancak Kurtlar Vadisi analizime Oktay Kaynarca ile değil Necati Şaşmaz ile başlıyacağım.
NECATİ ŞAŞMAZ - POLAT ALEMDAR:Kimin gündeme getirdiğini hatırlamıyorum ama yeni Cüneyt Arkın olarak lanse edilmek istenen Canpolat’ın Cüneyt Arkın gibi olabilmesi için at sırtında 150 film çevirmesi gerekiyor sanırım. Kaplanlar Ağlamaz filminde Cüneyt Arkın’ın Canpolat isminde oynamış olması belki ismin kaynağına yapılan doğru bir analiz olabilir.
Necati Şaşmazın Polat Alemdar kişiliğini oturtması 20 bölüm sürdü. İlk bölümler kafası ve omuzları aynı anda hareket ediyordu ancak iyi oyuncular yanında pişti diyebiliriz. Maalesef oynadığı karakterinde biraz şansız bir tipleme olması Polat Alemdar karakterini belli bir kalıp içine sıkıştırdı ve bundan çıkması da pek mümkün değil.


Eli ayağının düzgün olması ve karizmasının olması bazı şeyleri kurtarıyor ancak vücut dilini çok iyi kullandığını söyleyemem. Hani Erol Evgin bile yer aldığı kavga sahnelerinde daha atik ve daha hareketli idi. Polat karakterinin Cüneyt Arkın ile Yılmaz Güney'in ortak bir potada eritilmesi olarak tasarlandığını düşünüyorum.


Oktay Kaynarca ile yakladıkları uyumlu ikilinin sonu Çakır'ın ölümü ile gelmişti. Uzun soluklu dizileri uyumlu ikililerin götürdüğü gerçeği var, kahramanın tek başına olması veya her geçtiğinde önünü ilikleyen adamlarının olması bu dinanizmi yakalamaya yetmiyor. Bütün bunların yanında Polat Alemdar karakterinin Abdullah Çatlı ile ilişkilendirilmesi bence biraz yanlış. Ancak konsept olarak bazı paralellikler kurulabilinir. Devlet için çalışan bir kişinin böyle başına buyruk olması yani bir sistemin içinde kendi gerçeklerine uygun çözümler üretme mesajı aslında gayet yanlış bir mesaj bu daha önce bazı yazarların çeteleştirmeye özendiriyor saptamasının ana sebebi olabilir ve giderek bunun dozajını arttırdılar sanırım. Türkiye'deki "halk kahramanı" kavramı dizide yanlış vurgulanıyor bence ve yaratılan karakter adil bir mafya babası yerine kendine bağlı sevenleri olan bir devlet çalışanına dönüşüyor.
Özellikle bu noktada Yılmaz Güney ve Cüneyt Arkın’dan ayrılıyor ve onlar gibi bir Halk kahramanı olmak yerine kendi ofisine kapanan bir devlet memuru çizgisine oturtuluyor. Haliyle bu dönüşüm dizinin geleceği açısından da zararlı. Geleneklerine bağlı ama halktan kopuk bir kahraman örneği çelişkileride yanında getiriyor.

Velhasıl Oktay Kaynarca varken Türk Sinemasına oldukça çok gönderme yapan dizi Polat Alemdar karakterine odaklandıkça yönünü Amerikadaki İtalyan mafyasına ve onun çözüm üretimlerine çevirdi. Bu noktada Polat Alemdar karakterinin şansızlığı o rolü Robert de Niro veya Al Pacino ’nun oynamıyor olması olabilir mi?
Bu arada Polat Alemdar’ı seslendiren Umut Tabak övgüyü hak ediyor.
Gelecek Bölüm: Görev adamı Memati diğer bir görev adamı Pala'ya karşı
Yazan: Utku Uluer











0 yorum:
Yorum Gönder