15 Eylül 2007 Cumartesi

Steve WALLACE - THE MASTER TOUCH 1973


THE MASTER TOUCH

“Asla açgözlü olma ve asla seni yetiştireni çiğneme”

Kirk Douglas - Steve Wallace


Steve Wallace (Kirk Douglas) emekliliği yaklaşmakta olan mesleğinin uzmanı bir hırsızdır. Yaptığı her büyük işin ardından ufak ve aklanması kolay suçlarla kendini yem olarak göstererek polis takibinden sıyrılmayı başarmaktadır.

Yasalar önünde basit bir suçlu olarak gözüken bu gizemli adam, Hamburg yeraltı dünyasının dikkatini çekmekte gecikmez. Şehrin patronu Müller (Wolfgang Preiss) gözünü Almanya’nın en büyük sigorta şirketinin ana kasasına dikmiştir. İnsan nefesine dahi duyarlı elektronik sistemlerle korunan bu ortama girebilecek tek uzman Wallace’dir. İşin ucunda milyonlarca marklık ganimet vardır.



Wallace kadınının tüm kaygılarına rağmen bu son büyük işi kabul eder. Şehirde kamp kuran İtalyan sirkinin genç trapezcisi Marco(Giuliano Gemma) bu işte ki yardımcısıdır.


Elektronik ortamların pasifize edilmesi için gerekli plan ve beyin Wallace, işin hareket ve yumruk bölümü ise Marco’ya aittir.

Wallace bir yandan halefine işin uzmanlıklarını öğretirken öte yandan çiğnememesi gereken altın kuralları öğütler;




Altın kural “Açgözlü olmamaktır.”

Marco ise ufak işlerle yükselmektense ilk işinde büyük vurgunu kazanmanın peşindedir. İtaatsizlik, Hamburg sokaklarında polisin uzmanları, uzmanların çömezlerini kovaladığı bir sarmalı tetikleyecektir.

CEVHERLER:


Sinemanın farklı türlerine meraklı olan izleyiciler, zevk aldıkları türlere ilişkin karanlık köşelerde kalmış cevherleri keşfetmekten hoşlanırlar. Bu tip eserler ilgili olan tarzın tüm klişelerini barındırmakla beraber kendilerine has seçici noktaları da izleyicilerine sunarlar.


Michele Lupo,film boyunca İtalyan anlayışı çerçevesinde şekillenen bir suç hikayesini, tarzın Amerikan, Fransız ve İngiliz ürünlerine yerinde göndermelerle izlenilebilir kılmaktadır. Ana karakter bir İngiliz gangsterinin soğukkanlılığını taşımakta, soygun usülü açısından Amerikan meslektaşlarına göz kırpmakta ve aksiyonda ki abartmalar Fransız – İtalyan anlayışının bir harmanını sunmaktadır.
Tüm bu paralellikler Hamburg’un seçimiyle yepyeni bir potada erimektedir.



PSYCHEDELIC ŞEHİR:
Hamburg, kasvetli havası ve 1970’li yılların modernleşme hamlesi içerisinde geleceğin şehri görüntüsüyle gayet başarılı bir seçimdir. Elektroniğin gelişmesiyle beraber modernleşen ama kendi içinde tamamen mekanik ve yalnız bir şehirdir. Yalnız insanların şehri, İtalyan usulü abartılı bir kovalama sahnesiyle canlanmaktadır. Tarzının garantili tüm öğelerini içine yediren bu film diğer yandan Kirk Douglas’ın karakter değişimiyle şehrin metro, liman ve dok görüntüleri eşliğinde 1970’lerin psikolojik izler bırakan filmlerinin detaycılığını da barındırmaktadır.

Psikolojik izler bırakma konusunda mekan ve karakter uyumluluğu kadar Ennio Morricone’nin film için bestelediği enfes temalar da son derece önemlidir. Morricone’nin zamanının ötesinde tatlar içeren psychedelic jazz yaklaşımı Hamburg ve Douglas birlikteliğinin en lezzetli baharatını oluşturmaktadır. Müzik konusunda bir diğer hoş detayda soygun esnasında frekans kilitleyici vazifesi gören ses kayıtlarının Mozart bestelerinden oluşmasıdır.

Çift Kişilik :

Kirk Douglas filmin son çeyreğine kadar bir İngiliz soğukkanlılığıyla canlandırdığı kendine güven sembolü karakterini, ihanet ve yıkımın ardından gelen avcılığa geçişte yepyeni bir karaktere taşımaktadır. Öyle ki film boyunca gülümseyip her şeyi planlayarak hareket eden bu prensip adamı, son noktada her şeyi kendi kanunlarıyla çözen yalnız bir infazcıya dönüşmektedir. Giuliano Gemma, spaghetti westernlerle kanıtladığı akrobatik yeteneklerini Müllerin korumalarıyla yaptığı kavga ve kovalama sahnelerinde tüm zenginliğiyle sergilemektedir.

Master Touch soygun ve suç filmlerine karanlık köşelerde kalmış usta işi bir dokunuştur.


Master Touch takip sahnesi:


Yazan: Gökay GELGEC - Yojimbooo

1 yorum:

dişi silva dedi ki...

Süperrr...sahneler :))oyun böle devam ederken gerilim gülmekten kopma noktasına geldi...arabaların tozuttuğu arazilerde bu yarışmacılık eğilimi tam gaz devam ederken tuzla violentasında durum nasıl acep Gökay :))